İşlenmiş olan her ürün kötü mü?
Aslında hayır.
Yoğurt, peynir, süt, dondurulmuş sebzeler, konserve nohut veya kuru baklagiller gibi günlük hayatımızda kullandığımız birçok ürün çeşitli işlemlerden geçiyor.
Bu nedenle “işlenmiş” kelimesini tek başına olumsuz bir ifade olarak düşünmemek gerekiyor.
Burada daha önemli olan soru şu:
“Bu ürün ne kadar işlenmiş ve bana ne sunuyor?”
Örneğin bir ürünü seçerken yalnızca “paketli mi?” diye bakmak yerine içeriğini ve besin değerlerini incelemek bize çok daha doğru bir fikir verebilir.
Peki etiket okumaya nereden başlayacağız?
Alışveriş sırasında her ürünün başında uzun uzun vakit geçirmek zorunda değiliz. Birkaç temel noktaya dikkat ederek etiketi daha bilinçli okuyabiliriz.
1. Önce içindekiler listesini okuyun
İçerikler genel olarak üründeki miktarlarına göre sıralanır. Bu nedenle listenin başında hangi bileşenlerin bulunduğuna dikkat etmek bize ürünün temel yapısı hakkında fikir verebilir.
Özellikle şeker, şurup veya yağ gibi bileşenlerin listenin hangi sırasında olduğuna bakabiliriz.
2. Ürünün porsiyonuna bakın
Etikette gördüğümüz değerlerin hangi miktar için verildiğini mutlaka kontrol edelim.
100 gram için verilen değer ile bizim bir oturuşta tükettiğimiz miktar aynı olmayabilir.
Örneğin bir ürünün porsiyonu 30 gram olarak belirtilmişse ve biz paketin tamamını tüketiyorsak, etiketteki porsiyon değerinden çok daha fazlasını almış oluruz.
3. Kaloriye değil, besin değerlerinin tamamına bakın
Bir ürünün enerji değerinin yanında protein, karbonhidrat, yağ, doymuş yağ, lif, şeker ve tuz gibi değerleri de birlikte değerlendirmek gerekir.
Çünkü tek başına kalori miktarı, ürünün besleyici özellikleri hakkında bize yeterli bilgi vermez.
4. Protein ve lif miktarını kontrol edin
Protein ve lif içeriği daha yüksek olan seçenekler, öğünün besleyiciliğine katkı sağlayabilir ve tokluk açısından da avantaj sağlayabilir.
Tabii ki burada da tek bir rakama bakmak yerine ürünü genel olarak değerlendirmek gerekir.
5. Şeker miktarına dikkat edin
Şeker miktarını değerlendirirken sadece ürünün ön yüzündeki “şekersiz” veya “ilave şekersiz” gibi ifadelere güvenmek yerine besin değerleri ve içindekiler listesini birlikte incelemek daha doğru olur.
Ayrıca içerik listesinde şeker farklı isimlerle de karşımıza çıkabilir.
Bu nedenle etiketteki küçük yazıları okumayı alışkanlık haline getirmek önemli.
6. Tuz miktarını kontrol edin
Özellikle hazır çorbalar, soslar, işlenmiş et ürünleri, bazı atıştırmalıklar ve hazır yemeklerde tuz miktarına da bakabiliriz.
7. Benzer ürünleri birbiriyle karşılaştırın
Aynı kategorideki iki ürünü yan yana getirip içindekiler listesini, porsiyonunu ve besin değerlerinikarşılaştırabiliriz.
8. Son olarak ürünü beslenmenin bütünü içinde değerlendirin
Bence en önemli adım bu.
Bir ürünün etiketinde ideal olmayan bir değer görmek, o ürünün otomatik olarak “yasak” olduğu anlamına gelmez.
Ne kadar tüketiyoruz, ne sıklıkta tüketiyoruz ve genel beslenme düzenimiz nasıl?
Bütün bunları birlikte değerlendirmek gerekiyor.
Çünkü sağlıklı beslenme tek bir ürün üzerinden değil, genel beslenme alışkanlıklarımız üzerindendeğerlendirilir.
Ben alışveriş yaparken neye bakıyorum?
Bir diyetisyen olarak market alışverişinde ürün seçerken kendime çok uzun kurallar koymak yerine birkaç temel noktaya bakmayı daha anlamlı buluyorum:
İçeriği nasıl? Protein ve lif miktarı yeterli mi? Şeker ve tuz miktarı nasıl? Porsiyonu ne kadar? Benzer ürünler arasında daha uygun bir seçenek var mı? Ve en önemlisi, bu ürün benim genel beslenme düzenimde nereye oturuyor?
Unutmayalım; sağlıklı beslenmek her şeyi sıfırlamak veya paketli hiçbir ürün tüketmemek değil.
Ne yediğimizi bilmek, miktarını fark etmek ve seçimlerimizi genel beslenme düzenimiz içerisinde değerlendirmek.
Bazen daha sağlıklı bir seçim yapmak için ihtiyacımız olan şey, yeni bir ürün almak değil; elimizi rafa uzatmadan önce etiketi birkaç saniye okumak.
Dyt. Nur İlayda Oğuz