Yeni bir okul yılı, yeni alışkanlıklar...

Okulların açılmasıyla birlikte tatil düzeninden çıkıp yeniden yoğun bir tempoya giriyoruz. Erken başlayan sabahlar, beslenme çantaları, okulda geçirilen uzun saatler ve ödevler derken beslenme bazen geri planda kalabiliyor.

Oysa okul dönemi; çocukların büyüme ve gelişmelerinin devam ettiği, beslenme alışkanlıklarının şekillendiği önemli bir dönem. Bu nedenle her şeyi bir anda değiştirmek yerine, günlük hayata kolayca eklenebilecek küçük alışkanlıklara odaklanmak güzel bir başlangıç olabilir.

Her şeyi bir anda değiştirmeye gerek yok. Beslenme çantasını birlikte hazırlamak, çocuğun kendi su şişesini taşımasını desteklemek veya hafta sonu birkaç pratik atıştırmalık hazırlamak bile zamanla güzel alışkanlıklara dönüşebilir.

Okul sabahına nasıl başlamalıyız?

Sabahın telaşı içerisinde kahvaltı bazen atlanabiliyor. Özellikle erken saatlerde uyanan veya sabahları iştahı olmayan çocuklarda bu durum daha sık görülebiliyor.

Burada her çocuk için geçerli tek bir kural koymak yerine, çocuğun açlık durumunu ve günlük düzenini göz önünde bulundurmak önemlidir.

Kahvaltıda yumurta, peynir ve ekmek; yoğurt ve meyve; peynirli bir tost gibi pratik seçeneklerle güne güzel bir başlangıç sağlayabilir.

Beslenme çantasını hazırlarken...

Her sabah “Bugün çantaya ne koyacağım?” diye düşünmek bazen gerçekten yorucu olabiliyor.

Bunun için çocuğun sevdiği birkaç seçeneği belirleyip bunları dönüşümlü kullanmak işleri kolaylaştırabilir.

Bir gün peynirli bir sandviç ve meyve, başka bir gün ev yapımı muffin ve ayran, başka bir gün yoğurt ve meyve...

Aslında seçenekleri çok fazla çeşitlendirmeye çalışmak yerine, çocuğun severek tükettiği ve besin çeşitliliğini destekleyen alternatifler oluşturmak yeterlidir.

Burada kendimize sorabileceğimiz en önemli sorulardan biri de şu:

“Çocuğum bunu gerçekten yiyecek mi?”

Çünkü çantaya koyduğumuz yiyecek ne kadar besleyici olursa olsun, çocuk onu tüketmiyorsa istediğimiz sonucu alamıyoruz.

Okuldan gelince çok acıkıyorsa...

Okuldan eve gelen bir çocuğun “Çok acıktım!” demesi oldukça tanıdık bir durum. 😄

Bu saatlerde ne yiyeceğini önceden düşünmek, eve geldiğinde hızlı ve yalnızca hazır atıştırmalıklara yönelmesini önleyebilir.

Meyve ve yoğurt, süt ve ev yapımı bir kek, peynirli tost veya yaşına ve ihtiyaçlarına uygun miktarda kuruyemiş gibi pratik alternatifler hazırlanabilir.

Kantinde ne seçebiliriz?

Okul kantininde satılan her yiyecekten uzak durmak, sağlıklı beslenmenin şartı değildir.

Önemli olan çocuğun genel beslenme düzenindeki dengeyi oluşturabilmektir.

Örneğin tost tercih edildiyse yanında ayran ve meyve eklenebilir. Bir gün hamburger yenildiyse bunu problem haline getirmek yerine, günün diğer öğünlerinde sebze, yoğurt veya evde hazırlanmış daha dengeli seçeneklere yer verilebilir.

Çünkü tek bir öğün çocuğun beslenme düzenini belirlemez.

Bazen arkadaşlarıyla yediği bir hamburger, bazen doğum gününde yediği bir pasta da çocukluğun doğal bir parçasıdır. Önemli olan bunların günlük beslenmenin tamamını oluşturmamasıdır.

Su içmeyi unutmayalım 💧

Okulda dersler, oyunlar ve hareketlilik arasında su içmek kolayca unutulabiliyor.

Çocuğun kendi su şişesinin olması ve gün içerisinde su içmesinin desteklenmesi bu alışkanlığın oluşmasına yardımcı olabilir.

Bazen sağlıklı beslenme için yaptığımız en küçük değişiklikler, zamanla en kalıcı alışkanlıklara dönüşüyor.

Ders çalışırken sürekli bir şeyler yemek gerekiyor mu?

Özellikle sınav dönemlerinde ders çalışırken sürekli bir şeyler yeme isteği oluşabiliyor.

Fakat her yeme isteği gerçek açlık anlamına gelmeyebilir. Bazen stres, sıkılma, uykusuzluk veya uzun süre masa başında oturmak da atıştırma isteğini artırabilir.

Bu noktada kısa bir mola vermek, biraz hareket etmek, su içmek veya dersin başından birkaç dakika uzaklaşmak iyi gelebilir.

Gerçekten açlık varsa elbette küçük bir ara öğün planlanabilir. Buradaki amaç çocuğun ders çalışırken hiçbir şey yememesini sağlamak değil; açlık ile alışkanlık haline gelen atıştırmayı zamanla ayırt edebilmesine yardımcı olmak.

Bir de sofradaki yaklaşımımız var...

“Bunu yeme.”, “Tabağını bitirmeden kalkamazsın.” gibi baskılayıcı ifadeler yerine çocuğun farklı besinleri tanımasına ve açlık-tokluk sinyallerini fark etmesine fırsat vermek daha değerlidir.

Bir besini ilk denemesinde sevmemesi, onu hiçbir zaman sevmeyeceği anlamına gelmez. Farklı bir şekilde hazırlamak veya başka bir zamanda tekrar sunmak yeterli olabilir.

Çünkü amaç yalnızca bugün ne yediğini düzenlemek değil; ileride kendi beslenmesini yönetebilen ve yiyeceklerle sağlıklı bir ilişki kurabilen bir birey olmasına yardımcı olmaktır.

Sonuç olarak sağlıklı beslenme kusursuz olmak değil; günlük hayatın içerisinde bize ve çocuklarımıza iyi gelecek küçük seçimleri sürdürebilmektir.

Yeni okul döneminin tüm çocuklara bolca öğrenme, oyun, hareket ve güzel anılar getirmesi dileğiyle. 🤍